TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN TAZMİNİ- AV. AYHAN ZOR

TERÖR VE TERÖRLE MÜCADELEDEN DOĞAN ZARARLARIN TAZMİNİ

Terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddî zarara uğrayan kişiler, bu zararlarının karşılanmasını 5233 Sayılı Terör Ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında idareden isteyebilmektedirler.

5233 Sayılı Yasa Kapsamında idarece karşılanan zararlar:

a)Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar.

b)Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hâllerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri.

c)Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddî zararlar

5233 Sayılı Yasa Kapsamında idarece karşılanmayan zararlar:

a)Devletçe arazi veya konut tahsisi suretiyle yahut başka bir şekilde karşılanan zararlar

b)İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin 41 inci maddesine göre hükmedilen veya Sözleşme hükümleri uyarınca dostane çözüm yoluyla uzlaşılan tazminatın ödenmesi sonucunda karşılanan zararlar.

c)Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar.

d)Kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan zararlar.

Başvuruda Bulunabilecek Kişiler ile Başvuru Süresi

Zarar gören veya mirasçılarının veya yetkili temsilcilerinin, zarar konusu olayı öğrenmelerinden itibaren altmış gün içinde, her hâlde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde zararın gerçekleştiği veya zarar konusu olayın meydana geldiği il valiliğine başvurmaları gerekmektedir. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Ancak bu Kanun kapsamındaki yaralanma ve engelli hâle gelme durumlarında, yaralının hastaneye kabulünden hastaneden çıkışına kadar geçen süre, başvuru süresinin hesaplanmasında dikkate alınmaz.

Başvuru Mercii Ve Zararın Tespiti

İlgililerce başvuruda bulunulması üzerine valilikçe 10 gün içerisinde Zarar Tespit Komisyonu oluşturulur. Komisyon, zarar görenlerce yapılacak her başvuru ile ilgili çalışmalarını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlamak zorundadır. Zorunlu hâllerde, bu süre vali tarafından üç ay daha uzatılabilir. Komisyon, başvuruya konu zararın niteliğinin ve miktarının ne olduğunu, gerekli görülmesi durumunda bilirkişiden bilgi almak sureti ile tespit eder. Ayrıca ilgili yasa kapsamında oluşan zararlardan olup olmadığı, kamu kurum ve kuruluşları, sigorta şirketleri ve sosyal güvenlik kuruluşlarınca tazminat, tedavi ve cenaze masrafları adı altında başvurucuya ödeme yapılıp yapılmadığını da inceleyerek varsa yapılan ödemeleri mahsup etmek sureti ile nakdi veya ayni ödeme miktarını içeren sulhname tasarısını hazırlar.

Sulhnamenin Kabulü, Uyuşmazlık, Yargı Yolu

Sulhname tasarısının ilgililerce kabulü halinde başvurucunun zararı valilik onayından itibaren 3 ay içerisinde giderilir. Sulhnamenin başvurucu tarafından kabul edilip imzalanması halinde artık başvurucunun sulhnamede belirtilen kalemler ile ilgili olarak yargı yoluna başvurma imkanı bulunmamaktadır. Sulhname tasarısının, ilgililerce kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması halinde “Uyuşmazlık Tutanağı”, başvuru konusunun bu kanun kapsamına girmediğinin tespit edilmesi halinde ise “Karar Tutanağı” hazırlanarak başvurucuya tebliğ edilir. Başvurucu, uyuşmazlık tutanağının veya karar tutanağının kendisine tebliği üzerine, tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içerisinde idari yargı yoluna başvurmak sureti ile dava açabilmektedir.

Yargısal İçtihatlar

İdarenin kusursuz sorumluluğunu gerektiren sosyal risk ilkesi, birlikte yaşamın kaçınılmaz bir sonucu olan savaş, terör eylemleri ve sosyal kargaşalar esnasında zarara uğrayan üçüncü kişilerin zararlarını karşılamak için öngörülen ilke olarak tanımlanmakta olup, işbu ilke gereğince zarara uğrayan kişilerin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi, Sosyal Bir Hukuk Devleti olmanın gereği olarak anayasal güvence altına alınmıştır. Danıştay’ın yerleşik yargısal içtihatlarında, kişilerin maddi manevi varlıklarını korumakla yükümlü olan idarenin her türlü tedbiri alması gerektiğini,  ancak buna rağmen rizikonun gerçekleşmesi durumunda sosyal risk ilkesi gereğince idarenin kusursuz sorumluluğuna gidilebileceği, idarenin üçüncü şahısların her türlü zararlarını karşılamakla mükellef olduğunu belirterek 5233 sayılı yasa kapsamında açılan davaların kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtmektedir.

 

Konu ile ilgili işlemler için uzman bir avukattan hukuki yardım alınması gerekmektedir.

                                                                                                                      Av. Ayhan ZOR

Miras Hukuku

* Miras sözleşmesinin ve Vasiyetnamenin İptali Davası

* Veraset ilamı (Mirasçılık belgesi)

* Mirasın reddi davası

* Tenkis (saklı pay) davası

* Miras Nedeniyle İstihkak Davası

* Muris Muvazaası Davaları

* Denkleştirme Davası

* Tasarrufun İptali Davası

* Ortaklığın Giderilmesi ( İzale-i Şuyu ) Davası

* Terekenin Tespiti Davası

Aile Hukuku

* Anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları

* Koruma Tedbirleri

* Nafaka yükümlülükleri

* Eşler arasındaki mal rejimleri

* Soy bağının kurulması

* Evlat edinme

* Çocuk ve Aile malları

* Velayet ve vesayet

* Yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi

* İsim ve yaş değişikliği

Gayrimenkul Hukuku

* Taşınmaz alım, satım, ipotek ve kira sözleşmelerinin hazırlanması ve işlemlerin takibi

* Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkların takibi ve hukuksal destek sunulması

* Taşınmaz mülkiyet uyuşmazlıkları

* Tapu tahsisi, tapu iptali ve tescili davalarının takibi

* Ecrimisil davaları ve Ortaklığın giderilmesi

* Muhtesatın Aidiyeti Tespiti

* Kamulaştırma Davaları

* El atmanın önlenmesi Davaları

* Kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan davalar