UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA SÖZLEŞMELERİNDE KİRACININ “İŞLETEN” SORUMLULUĞU

UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA SÖZLEŞMELERİNDE KİRACININ “İŞLETEN” SORUMLULUĞU

VE

GÜNCEL YARGI KARARLARI

 

                Araç kullanıcılarına sağladığı finansal ve operasyonel faydalarla araç kiralama sektörü faaliyet alanını her geçen gün artırmaktadır. Özellikle şirketler, ticari olarak sağladığı birçok yarar sebebiyle uzun süreli araç kiralama sözleşmelerini daha çok tercih eder bir hâle gelmiştir. Bunun başlıca sebepleri şirketlerin hem kiralama faturalarını gider olarak muhasebeleştirerek KDV ve vergi indirimi sağlaması, hem otomobilin olağan bakım, vergi vb. harçlar gibi sabit masraflarından kurtulması hem de otomobil satın almak için kullanılan kaynakların farklı yatırımlar için kullanabilir hale gelmesi olarak gösterilebilecektir. Bu yazımızda uzun dönem araç kiralama sözleşmelerinde kullanıcıların Karayolları Trafik Kanunu başta olmak üzere mevzuatımızdaki hukuki konumu ve sorumlulukları açıklanmaya çalışılmış, bu yapılırken uygulamadaki durumu görme amacıyla güncel yargı kararlarından yararlanılmıştır.

 

  1. UZUN SÜRELİ ARAÇ KİRALAMA SÖZLEŞMELERİNE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER

 

  • 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Kapsamında

 

Türk Borçlar Kanununun “Kira Sözleşmesi” başlıklı Dördüncü bölümünde 299. maddede kira sözleşmesinin genel bir tanımı yapılmıştır. Buna göre; “Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” 

 

                Uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinde genellikle kiraya veren şirkete aracı kullandırma yanında araçların periyodik bakım ve onarım süreçlerinin yürütülmesi, ZMMS ve Kasko sigortasının sağlanması, serviste geçen süre boyunca ikame araç temini, lastik bakımları ve benzeri birçok konu da borçlar yüklenmekte, buna karşın kiracıya da aracın dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun şekilde kullanılması, Sözleşme kapsamında belirtilen prosedürlerin işletilmesi, bakım tarihlerinin aksatılmaması, araçların kullanıcılarının belirli olması gibi borçlar yüklenmektedir. Bu anlamda Kanunda tanımı yapılan kira sözleşmelerinin uzun süreli araç kiralama sözleşmelerini tam anlamıyla karşılamadığı, uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinin karma nitelikli bir sözleşme olduğunu belirtmek doğru olacaktır.

 

  • 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu Kapsamında

 

Uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinin konusunu taşıtların oluşturması ve aracın kullanımı esnasında yaşanacak trafik kazası vb. uyuşmazlıklar bakımından Karayolları Trafik Kanununu irdelemekte fayda görüyoruz. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde “İşleten” tanımı yapılmıştır. Buna göre;

“Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.”

 

Görüldüğü üzere araç sahibi yanında Kanun, bir aracı uzun süreli olarak kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere “işleten olarak kabul etmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki Kanun “kişi” kavramını kullandığından, işleten hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler olacaktır. Uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile aracı kiralayan kişinin işleten olmasına hukuk düzeninde bağlanan birtakım sorumluluklar söz konusudur. Hem doktrinde, hem de Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerektiği de dile getirilmektedir.

 

Karayolları Trafik Kanununun “Hukuki Sorumluluk ve Sigorta” başlıklı sekizinci kısmının birinci bölümünde “İşletenin Hukuki Sorumluluğu” açıkça düzenlenmiştir. Kanunun 85. maddesi şu şekildedir:

                “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”

 

Yine aynı maddenin devamında 5. fıkrada “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” denilmektedir.

 

Görüldüğü üzere uzun süreli araç kiralama sözleşmesi ile aracı kullanan kiracı, işleten olarak aracç kendi fiili hakimiyetinde iken meydana gelen ölüm, yaralanma, maddi-manevi zararlar ve illiyet bağı kurulabilen diğer zararlardan tıpkı bir malik gibi sorumlu olmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki söz konusu sorumluluklardan kurtulmak isteyen kiraya veren taraf, muhtemel bir uyuşmazlıkta kira sözleşmesi, araç teslim tutanağı, kira bedellerine ilişkin cari ekstreler ve aracın uzun süreli olarak kiralandığını gösteren başkaca evraklarla işletenin kiracı olduğunu ispatlamalıdır. Kiraya veren taraf böylelikle araç maliki olarak sorumlu olduğu zararlardan kurtulacak, kendisine husumet yöneltilemeyecek ve zarar işleten sıfatını haiz kiracı tarafından tazmin edilecektir. Açılmış bir dava var ise husumet yokluğundan dava reddedilecektir. Yine aynı ispat usulü, kiracı tarafından verilen zararların kiraya veren tarafından ödendiği durumlarda rücu ilişkisi için de geçerli olacaktır.

 

Belirtmek gerekir ki yukarıda belirtilen sorumluluk kiracının, kiraya konu araç kendisinin fiili hakimiyetinde iken düzenlenen trafik idari para cezası tutanakları için de geçerli olacaktır. Uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinde genellikle kira süresi boyunca kiraya konu araca yazılan trafik cezalarından kiracının sorumlu olacağı yer almakla birlikte, böyle bir hüküm sözleşmee yer almasa dahi yukarıda yer alan sorumluluk prensipleri gereği trafik cezalarından da kiracı sorumlu olacaktır. Uygulamada trafik cezaları ruhsat sahibi olan kiraya verene tebliğ edilmekte, ödenen ceza tutarı daha sonra kiracıya rücu edilmektedir. Burada önemli bir diğer husus kesilen cezaya kiracı tarafından itiraz edilmek istenirse ne olacağıdır. Bu nedenle kiraya veren, kiracının söz konusu cezaya ilişkin bir itirazı olması halinde masrafları kiracıya ait olmak üzere cezaya itiraz edilmeli, itirazın neticesine göre rücu prosedürü işletilmelidir.

 

 

  • Diğer Mevzuatlar Kapsamında

 

Türk Borçlar Kanunu ve Karayolları Trafik Kanunu yanında, uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinin genellikle tarafların her ikisinin de tacir olması sebebiyle Türk Ticaret Kanunu hükümleri de muhtemel uyuşmazlıklar da tatbik edilecektir. Bunların yanı sıra araçların çalınması, suça alet edilmesi, kiracı tarafından hizmet nedeniyle güvenin kötüye kullanılması gibi eylemler söz konusu olabileceğinden Türk Ceza Kanunu da uzun süreli araç kiralama sözleşmeleri kapsamında uygulama alanı bulacaktır.

2.KİRA İLİŞKİSİNDE “UZUN SÜRE” KAVRAMI

 

Açıklığa kavuşturulması gereken bir mesele de araç kiralama sözleşmelerinde “uzun süre” kavramından ne anlaşılması gerektiği, işleten sıfatını doğuran sözleşmelerin süresinin ne kadar olması gerektiğidir. Hemen belirtmek gerekir ki mevzuatımıza hâlihazırda “uzun süreden” ne anlaşılması gerektiğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

 

Uzun sürenin tespitinde önemli olan, araç üzerindeki fiili hâkimiyetin tamamiyle kiracıya geçmesi, malikin araç üzerinde herhangi bir fiili hâkimiyetinin olmaması, kiracının aracı kendi nam ve hesabına ve zararına kullanmasıdır. Aşağıda yargı kararları bölümünde de yer verileceği üzere Yargıtay vermiş olduğu bir kararda aracını tamir için servise bırakan kişinin artık o araçta fiili hakimiyet imkanının kalmadığını, özel servisin işleten olarak meydana gelen zarardan sorumlu olacağını belirtmiştir. Bu nedenle araç malikleri tarafından aracın uzun süreli araç kiralama sözleşmesi gibi herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Olası bir uyuşmazlıkta kira sözleşmesi sadece süre bakımından değil, fiili hakimiyetin kiracıya tam olarak geçip geçmediği de tartışma konusu yapılacaktır.

3. GÜNCEL YARGI KARARLARI

 

1- “….mahkemece davaya konu araç nedeni ile aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedelinin ve vergilerin kim tarafından ödendiği, davalının ve kiracının ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği araştırılarak, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.” (T.C.YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/18509, K. 2019/9515 ,T. 16.10.2019)

 

2- “…mahkemece davaya konu araç nedeni ile aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedelinin ve vergilerin kim tarafından ödendiği, davalının ve kiracının ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, araç kiralama sözleşme tarihi 08/05/2006 ise de sözleşmenin taraflar arasında yenilenip yenilenmediği, özellikle kazaya neden olan bu araç için hangi tarihten itibaren kira bedelinin ödendiği, davalı ile davalı dışı şirket arasında düzenlene kira sözleşmesinde “… araçların teslim tarihlerinin sipariş talepleri doğrultusunda belirleneceği…” düzenlemesi karşısında davalı ile dava dışı şirket arasında sürekli olarak araç kiralama konusunda cari sipariş hesabı bulunup bulunmadığının, davalı ile dava dışı KVK şirketi arasındaki araç kiralama konusundaki ticari ilişkinin ve davaya konu aracın sipariş tarihinin araştırılarak, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.” (T.C.YARGITAY

  1. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/12394, K. 2019/6231, T. 16.5.2019)

 

3-“ Bu durumda mahkemece kararın gerekçe kısmında işleten değişikliğinin kabul edilmiş olmasına rağmen, davalı …’ın tazminattan sorumluluğuna dair karar verilmiş olması HMK’nın 297 ve devamı maddelerinin HUMK.nun 381/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.” (T.C.YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/9464 K. 2019/4950

  1. 17.4.2019)

 

4-“ Dava; trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkeme tarafından Dairemiz’in bozma ilamına uyulmasına karar verilip yargılamaya devam edilerek hüküm tesis edilmiş ise de; davalı şirketin araç işleteni sıfatının devam edip etmediğinin tespiti bakımından, adı geçen davalı ile aracını kiraya verdiği şirketin ticari defter ve kayıtları ile mali kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak kira sözleşmesinin denetlenmesi gerektiği bozma ilamında belirtildiği halde, bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan karar verildiği görülmektedir. Bozma ilamında bahsi geçen vergi dairelerinden araştırma yapılmasına ilişkin işlemler mahkemece yerine getirilmiş olmakla birlikte, gelen cevabi yazıların somut olayı aydınlatmaya yarar vasıfta olmadığı; ayrıca, davalı tarafından, kazaya karışan aracın kiralanması nedeniyle kesilen fatura örneklerinin dosyaya sunulduğu dikkate alındığında, yapılan araştırma yetersizdir. Bozma ilamına uyulmasına karar veren mahkemenin, lehine uyulan taraf yönünden usuli kazanılmış hak olduğu gözetilerek bozma gereklerine uygun biçimde gerekli tüm araştırmaları yapması, teknik yönlere ilişkin olarak alınacak bilirkişi raporunda bozma konusu edilen hususların detaylı irdelenmesini talep ve takip etmesi gerekir. Mahkemece; uyulmasına karar verilen bozma ilamında bahsi geçen, davalı ve kiracısı olan şirketin ticari defter ve kayıtları ile mali kayıtları üzerinde gerekli incelemenin yapılması için uzman mali müşavir bilirkişiden rapor alınması, davalı tarafın dosyaya sunduğu kira sözleşmesi, ikame araç teslim tutanağı ve kira bedeline ilişkin olarak düzenlenen faturalar bir bütün olarak değerlendirilip, davalının işleten sıfatının tartışılmasıyla oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.” (T.C.YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ, E. 2016/4117 K. 2019/2384 T. 4.3.2019)

 

5-Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması şarttır.

 

Somut olayda, kazaya karışan servis aracı davalı … Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olup bu davalı tarafından 03.02.2010 tarihli 1 yıllık kira sözleşmesi ile dava dışı Özyüce Taşımacılıka kiraya verilmiş ve bu firma da servis aracı olarak dava dışı …’a kiralamış olup bunu gösteren kira sözleşmesi dosyaya sunulmuştur. Uzun süreli araç kira sözleşmesinin akdedilmesi nedeniyle … Müteahhitlik Taşımacılık Tic. Ltd. Şti. işletenlik sıfatı sona ermiş olup aleyhine açılan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.”( T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2016/2630, K. 2019/1860, T. 21.2.2019)

 

6-“ Kazaya karışan davalı …Ş’ye ait araç … marka kamyondur, dosyaya sunulan kira sözleşmesi ekindeki listede de … marka bir kamyonun yer aldığı görülmekte ise de, aracın plakası veya şasi nosu gibi ayırıcı nitelikteki özellikleri sözleşme ekinde yer almadığından, kazaya karışan araç ile kira sözleşmesine göre ihbar olunana kiralanan aracın aynı olup olmadığı tespit edilememektedir. Bu durumda mahkemece davaya konu araç nedeni ile tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup-olmadığı, aracın fiilen teslim edilip edilmediği, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğu, kira sözleşmesi ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedelinin ve vergilerin kim tarafından ödendiği, davalının ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği, kazaya karışan araç ile sözleşmeye konu aracın aynı araç olup olmadığı, hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.” (T.C.YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİE. 2016/6567 K. 2019/1608 T. 18.2.2019)

 

7-“ Somut olayda, davalı … kayıt maliki olup kayden işletendir ancak yukarıda açıklandığı üzere K.T.K. m.85 uyarınca işletenlik sıfatı değişebilmektedir. Mahkemece sunulan kira sözleşmesinin süresi nedeni ile 3 ay uzun süreli kira sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davalı … aleyhine karar verilmiş ise de mahkemenin bu gerekçesi 85. madde karşısında doğru değildir. Dosya kapsamında bulunan kiralama sözleşmesi, bilirkişi tarafından incelenen ticari defterlere göre, kazaya karışan aracın uzun süreli kira sözleşmesi (3 ay) ile davacı tarafından kiralandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, uzun süreli kiralama sözleşmesi ile zarar gören aracın işletenlik sıfatı dava dışı … Turizm Halıcılık Kuyumculuk San ve Tic AŞ’ne geçtiği göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” (T.C. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ E. 2018/1002 K. 2018/12579 T. 20.12.2018)

 

8-Hal böyle olunca somut olayda dava dışı sürücü R.. Ç..’nin davalı Z.. Y..’nin istihdamı olduğu, yine kazaya konu ….plakalı aracın işleteninin davalı T.. Mim.Müh.İnş.Ltd.Şti (davalı Z.. Y.. ile davalı şirket arasındaki araç kira sözleşmesinin uzun süreli olması halinde araç işleteninin Z.. Y..’nin) olduğu anlaşılmakla, Mahkemece araç maliki işleten ve adam çalıştıran olarak kusursuz sorumluluğu söz konusu olan davalıların, varsa bu sorumluluğunu ortadan kaldıran başkaca nedenler açıklanıp tartışılmadan salt davalı işverenin kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davalılara yönelik davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” (T.C.YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ E. 2013/22629 K. 2014/6325 T. 31.3.2014)

 

9-“ Oysa, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3 ncü maddesindeki işleten tanımına göre, motorlu aracı uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiralayandan alan kiracı, işleten sayılmaktadır. Bu hüküm, araç üzerindeki fiili hakimiyet ve iktisaden yararlanma ilkesi dikkate alınarak getirilmiş bir düzenlemedir. O halde mahkemece, bu davalı vekilinin husumet itirazının, bu açıklamalar ışığında değerlendirilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu davalının salt malik sıfatı yeterli görülerek, eksik incelemeye ve yanlış gerekçeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.” (T.C.YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2003/13798 K. 2004/8129 T. 13.9.2004)

 4. DEĞERLENDİRME VE KANAAT

 

                Bu yazımızda kısaca uzun süreli araç kiralama sözleşmelerine ilişkin mevzuatımızdaki hukuki duruma değindikten sonra, kiracının işleten olarak sorumluluğunu ve bu sorumluluğun kapsamını Yargı kararlarıyla açıklamaya çalıştık. Kanaatimizce faaliyet alanı giderek artan uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinin ayrı bir hukuki rejime kavuşturulması, kiraya veren ile kiracı arasında çıkan uyuşmazlıklara yeknesaklık kazandırılması adına faydalı olacaktır. Yine uzun süreli araç kiralama sözleşmelerinde kiracıların işleten sıfatının olması yanında kısa süreli araç kiralamalarında işleten sıfatının halen kiraya verende kalması da kiraya veren şirketler açısından aleyhe bir durum oluştuğunu belirtmek gerekmektedir. Kısa süreli de olsa her araç kira sözleşmesinin kendi içerisinde bir değerlendirmeye tabi tutularak fiili hâkimiyetin kiracıya geçip geçmediğinin tespit edilmesi, işleten sıfatının ve bu kapsamda sorumluluğun bu minvalde ortaya konması yerinde olacaktır.

 

Hazırlayan

Av. Kazım ARSLAN

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir